"Caz Gastronomisi", müziğin ritmini mutfağın katmanlarıyla buluşturarak ziyaretçilere sadece bir yemek değil, tarihsel bir hikâye sunar. New Orleans'ın baharatlı tencerelerinden Paris'in zarif bistrolarına, Chicago'nun doyurucu mutfağından Harlem'in "soul food" sofralarına uzanan bu kültür, günümüzde gastronomi turizminin en özgün dallarından biri haline gelmiştir.
Cazın beşiği kabul edilen New Orleans, Creole ve Cajun mutfaklarının kalbi olarak bu disiplinin öncüsüdür. Gumbo, jambalaya ve deniz ürünlerinin baharatlarla dansı, şehrin her köşesinden yükselen trompet seslerine eşlik eder. Chicago'da ise müzik gibi güçlü ve katmanlı olan "deep-dish" pizzalar ve barbekü lezzetleri öne çıkar. New York’un Harlem bölgesinde doğan ve caz müzisyenleri için icat edilen "chicken and waffles" (tavuk ve waffle) kombinasyonu ise, cazın sınır tanımayan yaratıcılığının en lezzetli kanıtıdır. Avrupa’da ise Paris, cazı klasik Fransız bistro kültürüyle harmanlayarak daha rafine ve sofistike bir deneyim sunar.
Türkiye’de ise özellikle İstanbul, son yıllarda "gastro-caz" konseptiyle bu akıma güçlü bir şekilde dahil olmuştur. Kadıköy, Sirkeci ve Beyoğlu gibi semtlerdeki modern caz kulüpleri, kaliteli müziği gurme tabaklarla ve imza kokteyllerle birleştirerek şehrin gece hayatına sanatsal bir derinlik katıyor. Yerli ve yabancı turistler için bu mekânlar, İstanbul'un kozmopolit yapısını hem kulaklarda hem de damaklarda hissettiren özel durak noktaları haline gelmiş durumda. Cazın ruhu, tabağınızdaki her bir malzeme ile solo bir performans sergilemeye devam ediyor.
Kaynak: www.odatv.com/gastroda/caz-gastronomisi-nedir-120140807