Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ali Ruhan Çelik, son zamanlarda istifçilik ve biriktirme rahatsızlıklarıyla oldukça sık karşılaştıklarını ifade etti. Genellikle "Bir gün işime yarar" felsefesiyle başlayan bu alışkanlığın, ilerleyen süreçte insanın hem yaşam alanını hem de sosyal hayatını sekteye uğratacak tehlikeli boyutlara ulaşabileceğini aktaran Çelik, "Aslında bunu genel bunaltıların bir sonucu olarak değerlendirebiliriz. Amerikan Psikiyatri Derneği de bu durumu takıntılı zorlantılı davranışlar içerisinde değerlendiriyor, bunaltılı davranışlar içerisinde de ele alıyor. Bireyin dönem dönem yaşadığı problemlere göre biriktiricilik ve istifçilik meydana gelebiliyor. Bu dönemin özelliklerine baktığımızda biraz daha yalnızlaşmanın, travmaların ve kaygıların dışa vurumu gibi değerlendirebiliriz. Davranış temelde eşyaları biriktirme veya onlardan ayrılamama gibi görünse de, ilk bakışta bağ kurmayla ilişkili bir problem olarak tema verse de bunun arkasında yaşanılan mevcut bir olaydan sonra ya da bir travmadan sonra gerçekleşen süreçler de olabilir" dedi.
"SOSYAL TEMASIN AZALMASI TETİKLİYOR"
İstifçilik eğiliminin son dönemde bu denli tırmanmasının altındaki ana sebebin insan ilişkilerinin azalması olduğunu belirten Çelik, "İnsan insana iletişimin azalması, değerlerin, ahlak ve maneviyatın zayıflaması, yalnızlaşmanın artması bu tablonun ortaya çıkmasında etkili. En hafif tabiriyle depresif bir tablo, en ağır tablosuyla ise sert bir takıntı-zorlantı (obsesyon) bozukluğudur. Birey eşyalarla kurduğu bağdan kopamıyor ve çoğu zaman yanlış olduğunu bilse de bu davranışından vazgeçemiyor" diye konuştu.
İstifçi yaptığı hatanın farkında olsa bile duramayabiliyor
Dr. Öğr. Üyesi Ali Ruhan Çelik, bu problemin temelinde bireyin nesnelerle geliştirdiği bağı koparamamasının yattığına işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biriktiricilik ve istifçilik, kişinin eşyalarla kurduğu bağdan kopamaması, o eşyaları evinin dışına çıkaramaması ve bu çıkarmayla ilgili bir zorlantı yaşamasıyla karşımıza çıkıyor. Bildiğiniz gibi bazı durumlarda kamu kurumları da burada görev alıyor çünkü çevreye rahatsızlık veren bir durum ortaya çıkabiliyor. Şikayetler yaşansa bile birey zorla oradan çıkarılmadan, çoğu zaman yanlış olduğunu bilse de vazgeçemediği bir davranış olarak bu durum karşımıza çıkıyor."
Çevre desteği ve erken teşhis büyük önem taşıyor
Bu psikolojik rahatsızlığın önüne geçmek için yapılması gerekenlere değinen Çelik, "Bunu nasıl önleyebiliriz? Öncelikle hepimiz toplum içerisinde birbirimizden sorumluyuz. Çevremizde, önce kendi ailemizde, ailemizde yoksa komşularımızda böyle problemler gördüğümüzde bireyi yetkili sağlık kuruluşuna yönlendirmemiz gerekiyor. Önce bireyle iletişim kurulmalı. Bu durum en uç noktada kişinin farkında olmadığı bir zorlantıya kadar gidebilen tablolar da oluşturabilir, yetkili sağlık kuruluşunun bu bireye yönlendirilmesiyle ilk adım atılmış olabilir" açıklamasında bulundu.
İstifçiliğin belli bir yaş grubuna, cinsiyete ya da sosyoekonomik tabakaya bağlı kalmaksızın her bireyde görülebileceğini belirten Çelik; hastalığın ilk evrelerinde kendini yalnızlığa itme, yaşam kalitesinin düşmesi, uyku düzensizlikleri ve vicdan azabı gibi sinyaller verdiğini ifade etti. Çelik, "Bu bunalımla ilgili bir problem olduğu için önce bunun davranışsal izlerini ve alarmlarını vermeye başlar. Birey sosyal izolasyon içerisine giriyorsa, duygularını paylaşmıyorsa, düşüncelerini paylaşmıyorsa, ilişkilerinde bozukluklar varsa, akademik işlevselliğinde veya diğer zihinsel işlevlerinde gerileme ve durgunluk varsa, hayattan keyif almıyorsa, eskiden yaptığı şeyleri artık yapmamaya başlıyorla, uykuları azalıyorsa veya artıyorsa, suçluluk duyguları varsa, bağ kurmayla ilgili çevresiyle problemler varsa bu işaretlerle birlikte bu ihtimallerin arttığını söyleyebiliriz" şeklinde konuştu.
"KÜÇÜK İŞARETLERLE BAŞLAR, KAR TOPU GİBİ BÜYÜYEBİLİR"
Zamanında müdahale etmenin hayat kurtardığını vurgulayan Çelik, "Bu meseleler küçük küçük başlar, küçük küçük işaretlerini verir, daha sonra kar topu gibi büyüyebilir. Biz ne kadar o mesele küçükken buna el atarsak, bunu önlemeye başlarsak, o kadar muhtemel sonuçları da engelleyebiliriz" diyerek konuşmasını tamamladı.
Kaynak: Cumhuriyet
Haber girişi: 17.05.2026 - 10:03