ABD’nin Portland şehrindeki Franklin Lisesi’nde öğrenciler, ders başlarken telefonlarını kilitli kılıflara koymak zorunda. Fakat AirPods gibi küçük kulaklıklar bu kılıfların dışında kalıyor.
Washington Post’un haberine göre; 17 yaşındaki Easton Atlansky, arkadaşının ders aralarında gizlice kulaklık kullandığını anlatarak, “Teknik olarak AirPods gibi şeylere izin verilmiyor ama insanlar yine de çok kullanıyor, özellikle saçlarıyla gizleyebildikleri için" dedi. Atlansky, bu durumun teknolojiyle iç içe büyümenin bir sonucu olduğunu düşünüyor: “Bence bunun bir kısmı, teknolojiyle büyümüş olmamızdan kaynaklanıyor. Özellikle Covid yüzünden TikTok ve YouTube’dan sürekli uyarılmaya çok alıştık. Kendimizi tamamen kontrol ettiğimizi ve istediğimiz zaman bırakabileceğimizi düşünmeyi seviyoruz ama insanız ve bu durum beyin kimyamızı bir ölçüde değiştiriyor."
Ekran bağımlılığı sıkça konuşulsa da gün boyu süren sesli içerik tüketimi henüz yeterince araştırılmadı. Edison Research ve Nielsen verileri, Amerikalıların günde ortalama dört saatini sesli içerik dinleyerek geçirdiğini gösteriyor. 2025 yılına ait bir rapor, podcast dinleyenlerin sayısının rekor seviyeye ulaştığını, ancak radyonun hâlâ popülerliğini koruduğunu belirtiyor.
Psikolog Gloria Mark, bu durumun toplumsal bir alışkanlığa dönüştüğünü belirterek, “Bu alışkanlık haline gelmiş bir davranış ve çok sayıda insan bunu yapıyor. Zor bir durumdayız. Etrafımıza bakıyoruz, herkesin kulağında AirPods var” diyor. Terapist Clifford Sussman da sesli içeriklerin ekranlar kadar bağımlılık yapabileceği görüşünde: “Birçok çalışmanın gösterdiği gibi dopamin salınımına en çok neden olan şey, ne aldığınız değil, onu ne kadar hızlı aldığınızdır” diyen Sussman, anlık ulaşılabilirliğin bir tolerans yarattığını savunuyor.
Bazı uzmanlar müziğin odaklanmayı artırdığını söylese de asıl sorun, bu içerikleri kapatamamakla başlıyor. Sussman’a göre bu bir "ödül yoksunluğu" yaratabiliyor: “Müzik ya da sesli içerik dinlemediğinizde sinirli, huzursuz hissedebilir, kaygı yaşayabilir ya da depresif olabilirsiniz. En yaygın olanı ise can sıkıntısıdır.”
Julia Knox (26), gününü neredeyse hiç susmayan bir ses akışıyla geçiriyor ve ekliyor: “Şunu sürekli düşünüyorum: Bir şey yaparken bir şey dinleyememek kötü mü?” Trey Shilts (28) ise durumu geçmişle kıyaslıyor: “Fark şu ki, onlar bunu yanlarında 7/24 ücretsiz taşıma seçeneğiyle karşı karşıya değildi.” Belgeselci Vicki Lesley ise sürekli bir şey dinlemenin yaratıcılığını etkilediğini söylüyor: “O zamanlar üzerinde çalıştığım programlar hakkında ya da kişisel hayatımla ilgili fikirler gelirdi. O zihinsel işleme zamanı artık yok, çünkü sürekli bir podcast açık."
Çok fazla sesli içerik tüketmek riskli mi?
Blaise Pascal’ın yüzyıllar önce dediği gibi: “İnsanlığın tüm sorunları, insanın bir odada sessizce tek başına oturamamasından kaynaklanır.”
Sussman, bağımlılığı şöyle tanımlıyor: “Bir şeyi, size sorun çıkardığını bildiğiniz halde yapmaya devam ediyorsanız bu bağımlılıktır.” Eğer dinlediğiniz şeyler günlük hayatınızı engelliyor, ruh halinizi bozuyor veya ilişkilerinize zarar veriyorsa dikkatli olmalısınız. Sürekli uyarılmak, zihnin dinlenmesini engelliyor.
Gloria Mark, sessizliğin beynimiz için kritik olduğunu şöyle açıklıyor: “Herhangi bir bilişsel görevle meşgul olmadığımızda beynin varsayılan mod ağı devreye girer. Bu sistem duygularımızı düzenlememize ve hayatımızı anlamlandırmamıza yardımcı olur. Kendi içsel anlatımızı bu şekilde oluştururuz.”
Bu alışkanlığı azaltmak ise mümkün. Sussman, üç günlük bir "dijital detoks" öneriyor: “Üç gün boyunca hiçbir şey yapmamayı deneyebilirsiniz. Sesli içeriklerden, ekranlardan, anlık tatmin sağlayan her şeyden uzak durun. Sabır gerektiren aktiviteler yapın. Üçüncü günün sonunda çoğu insanın bu yoksunluk ve sıkıntı hissinin geçtiğini görürsünüz." Daha sonra bu içeriklere geri dönerken aralar vermek, bağımlılık riskini düşürüyor. Gloria Mark ise teknolojinin yerine gerçek sosyal ilişkileri koymayı tavsiye ediyor: “İnsanlarla daha fazla vakit geçirin. Birisiyle konuşurken ona tüm dikkatinizi verin."
Kaynak: Gazete Oksijen
https://gazeteoksijen.com/saglik/neden-artik-dusuncelerimizle-bas-basa-kalamiyoruz-272814