Mülakatın Yeni "Kırmızı Çizgileri"
Vize danışmanları ve hukukçulardan edinilen bilgilere göre, mülakatlarda adaylara yöneltilen ve "evet" denilmesi halinde dosyanın doğrudan reddine yol açan o iki soru şunlar:
1. "Son 5 yıl içerisinde yasal olsa dahi, kamu düzenini etkileyebilecek kitlesel protesto veya eylemlere katıldınız mı?"
2. "Sosyal medya mecralarında, uluslararası güvenlik politikalarına aykırı görüş bildiren veya bu görüşleri destekleyen paylaşımlarda bulundunuz mu?"
Siyasi Görüşe Göre Vize Dönemi
Haberde, bu soruların "güvenlik" adı altında aslında bir "fişleme" mekanizmasına dönüştüğü vurgulanıyor. Özellikle sosyal medya paylaşımlarının geriye dönük taranması ve mülakat sırasında bu paylaşımların içeriklerinin sorgulanması, vize sürecini insani bir hareketlilikten çıkarıp ideolojik bir süzgece dönüştürüyor.
İfade Özgürlüğü "Engel" Sayılıyor
Evrensel'e konuşan insan hakları savunucuları, mülakatlardaki bu değişikliği şu sözlerle eleştiriyor:
"İnsanların kendi ülkelerindeki demokratik haklarını kullanması veya sosyal medyada eleştirel görüş belirtmesi, başka bir ülkeye seyahat etmelerinin önünde engel teşkil edemez. Bu, küresel ölçekte bir 'sessizleştirme' operasyonudur. Gençler ve aktivistler, vize alamama korkusuyla fikirlerini beyan etmekten çekinir hale getirilmek isteniyor."
Yapay Zeka Destekli Tarama
Konsoloslukların artık başvuru sahiplerinin dijital ayak izlerini takip etmek için özel yazılımlar kullandığı belirtiliyor. Mülakat sırasında sorulan bu iki soru, aslında yapay zekanın ulaştığı verileri başvuru sahibine "doğrulatma" amacı taşıyor. Verilen yanıtın sistemdeki verilerle uyuşmaması durumunda ise "yanıltıcı beyan" gerekçesiyle süresiz vize banı (yasak) uygulanabiliyor.