Türkiye arkeolojide küresel ölçekte öne çıkıyor
Türkiye, son yıllarda sistemli kazı stratejileri ve genişleyen bilimsel kadrolarıyla arkeoloji alanında dünyanın en aktif ülkeleri arasına girdi. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında aktif kazı sayısı 657’ye ulaşırken, yüzey araştırmalarıyla birlikte toplam çalışma sayısı yaklaşık 800’e çıktı.
2019 yılında 227 olan kazı sayısının yedi yıl içinde %190 artışla 657’ye yükselmesi, Türkiye’nin arkeolojiyi stratejik bir alan olarak konumlandırdığını gösteriyor. Bu yoğunluk sayesinde ülke, tek bir sezonda yürütülen aktif kazı sayısı bakımından İtalya, Yunanistan ve Mısır gibi arkeoloji açısından güçlü ülkeleri geride bırakmış durumda.
Kazı yönetiminde yerelleşme dikkat çekiyor
Türkiye’yi diğer ülkelerden ayıran önemli unsurlardan biri de kazıların yönetimindeki yerelleşme oranı. Verilere göre Türk bilim heyetlerinin yürüttüğü kazı sayısı 184’e ulaşırken, yabancı heyetlerin yönettiği kazı sayısı 29 olarak kaydedildi. Bu tablo, Türk akademisinin sahadaki bilimsel ağırlığının giderek arttığını ortaya koyuyor.
Sualtı arkeolojisinde de güçlü konum
Arkeolojik faaliyetler yalnızca kara kazılarıyla sınırlı değil. Türkiye’de farklı bölgelerde yürütülen 7 sualtı kazısı, ülkeyi bu alanda dünyanın önde gelen merkezlerinden biri haline getirdi. Uzmanlara göre Türkiye, sualtı arkeolojisinde İtalya ile birlikte en yetkin ülkeler arasında gösteriliyor.
Antalya açıklarında bulunan 15. yüzyıla ait bir gemi batığı, yalnızca bir deniz kazası kalıntısı değil; aynı zamanda dönemin ticaret ağları ve ekonomik ilişkileri hakkında önemli bilgiler sunan bir “zaman kapsülü” olarak değerlendiriliyor.
Kurtarma kazıları ve koruma çalışmaları
Arkeolojik mirasın korunmasında müze müdürlüklerinin yürüttüğü çalışmalar da önemli rol oynuyor. 2024 yılında 162 olan kurtarma kazısı sayısı, 2025’te 185’e yükseldi. Altyapı ve büyük yatırım projeleri sırasında tarihî eserlerin zarar görmemesi için gerçekleştirilen 7 büyük ölçekli kurtarma kazısı tamamlandı.
Yüzey araştırmaları genişliyor
2025 yılı içinde Türkiye genelinde 119 yeni araştırma alanı oluşturuldu. Bunların dağılımı şöyle:
- 96 Türk yüzey araştırması
- 8 yabancı yüzey araştırması
- 3 sualtı araştırması
- 12 jeofizik ve jeoradar çalışması
Turizm ve ekonomi için önemli bir güç
Arkeolojik kazılar yalnızca bilimsel bilgi üretmiyor; aynı zamanda turizm ve yerel ekonomi üzerinde doğrudan etkiler yaratıyor. Örneğin Göbeklitepe kazılarıyla birlikte Şanlıurfa dünya çapında tanınan bir kültür turizmi merkezi haline geldi.
Bir antik kentin ziyarete açılması, yalnızca bilet geliri değil; konaklama, yeme-içme, ulaşım ve hediyelik eşya sektörleri üzerinden geniş bir ekonomik hareketlilik yaratıyor.
Örneğin Side Antik Kenti’nde yürütülen kazılarda yerel halkın farklı alanlarda çalışması sayesinde bölgedeki istihdam da artış gösteriyor.
Taş Tepeler ve Anadolu’daki büyük keşifler
Son yıllarda özellikle Neolitik dönem araştırmaları dünya arkeoloji çevrelerinde büyük ilgi görüyor. Karahantepe’de yürütülen kazılarda ortaya çıkarılan 2,3 metre yüksekliğindeki insan heykeli, Neolitik dönemin sanatsal ve inanç sistemine dair önemli ipuçları sunuyor.
Benzer şekilde Hattuşa’da bulunan yeni bir çivi yazılı tablet, Hititlerin fethettikleri bölgelerde konuşulan dilleri kayıt altına aldığını göstererek Tunç Çağı Anadolu’sunun çok dilli yapısına ışık tuttu.
“Arkeolojik rönesans” dönemi
Uzmanlara göre Türkiye’deki yoğun kazı programı, ülkeyi dünyanın en büyük açık hava arkeoloji laboratuvarlarından birine dönüştürdü. Bu süreç, sadece geçmişi ortaya çıkarmakla kalmıyor; kültürel mirasın korunması, turizmin gelişmesi ve bilimsel üretimin artması açısından da önemli bir dönüşümü temsil ediyor.
Bu nedenle birçok araştırmacı, Türkiye’de son yıllarda yaşanan bu gelişmeleri “arkeolojik rönesans” olarak tanımlıyor.
Kardeş Haber Kaynak: https://haberclub.com.tr/2026/03/08/kazi-calismalarinda-turkiye-zirveye-yerlesti/