Fas mutfağının sarsılmaz sembolü olan Tagine, adını piştiği konik kapaklı toprak kaptan alarak, Berberi köylerinin dumanı tüten sofralarında binlerce yıllık bir hikaye anlatıyor. Ağır ateşte, baharatların ve taze malzemelerin kendi buharıyla harmanlandığı bu pişirme yöntemi, Fas’ın misafirperverlik anlayışının en lezzetli dışavurumu olarak kabul ediliyor.
Atlas Dağları’ndaki yerel pazarlarda başlayan bu serüven; safran, kimyon, tarçın ve zencefilin büyüleyici kokularıyla şekilleniyor. Et, sebze ve meyvelerin (özellikle kayısı ve erik) toprak kaplarda saatlerce pişmesiyle ortaya çıkan bu derin lezzet, bölgeyi ziyaret eden gurme turistler için tam bir "deneyim turizmi" sunuyor. Gastronomi yazarları, Tagine’nin sadece bir yemek değil, Fas’ın sabır ve paylaşım üzerine kurulu toplumsal hafızasının bir parçası olduğunu vurguluyor. Dağ köylerinde, kerpiç evlerin avlularında kurulan sofralar, ziyaretçilere modern dünyanın hızından uzak, otantik bir kaçış imkânı tanıyor.
Turizm profesyonelleri, Fas’ın nisan ayındaki ideal iklimiyle birlikte Atlas Dağları’na yapılan gastronomi turlarının bu yıl rekor seviyeye ulaştığını belirtiyor. Bölgedeki butik konaklama tesisleri, misafirlerine "Tagine Atölyeleri" sunarak bu kadim yemeğin sırlarını bizzat toprağın kalbinde öğretme fırsatı veriyor. Fas’ın kızıl topraklarından süzülüp gelen bu dumanı üstünde hikaye, hem damağı hem de ruhu besleyen, sınır ötesi bir lezzet köprüsü kurmaya devam ediyor.
Kaynak: www.odatv.com/gastroda/atlas-daglarinda-bir-tagine-hikayesi-120141197