Kozmetik dükkanlarında vakit geçiren ve ürünleri test eden çocukların sayısında gözle görülür bir artış var. Sosyal medyada "benimle hazırlan" tarzı videolar paylaşan, henüz çocukluk çağındaki kullanıcılar; yaşlanma karşıtı kremler ve ağır cilt bakım rutinleriyle dikkatleri üzerine çekiyor. Bu durum uzmanlar arasında yeni bir tartışmayı başlattı: Acaba bu alışkanlıklar yeni bir psikolojik problemin habercisi mi, yoksa bilinen sorunların yeni bir dışa vurumu mu?
The Guardian’dan Emma Joyce’a göre, son dönemde sıkça duyulan “cosmeticorexia” terimi, kusursuz bir cilde sahip olma isteğinin bir takıntı haline gelmesini anlatmak için kullanılıyor.
Bu kavram özellikle İtalya'daki akademik çalışmalarla dikkat çekti. Araştırmacılardan dermatolog Giovanni Damiani, 8 ile 14 yaş arası çocuklarda cilt tahrişi ve alerji şikayetlerinin arttığını gözlemlediğini ifade ediyor. Damiani'ye göre bu hastaların çoğu, doktor tavsiyesi olmadan ağır içerikli kozmetik ürünler kullanıyor.
Ancak olay sadece sağlık sorunlarıyla bitmiyor. Damiani, bazı çocukların makyaj yapmadan sokağa çıkmak istemediğini, sürekli sosyal medyadaki kozmetik videolarını izlediğini ve diğer hobilerinden koptuğunu söylüyor. Bu tür davranışların, "Vücut dismorfik bozukluğu" gibi ciddi ruhsal sıkıntılarla bağlantılı olabileceği düşünülüyor.
Uzmanlardan uyarı: Genç nesilde dış görünüş kaygısı artıyor
Beden algısı ve yeme bozuklukları üzerine çalışan Butterfly Foundation’dan da benzer uyarılar geliyor. Kurum yetkilisi Grace Collinson, gençlerde dış görünüş kaynaklı stresin arttığını ve "mükemmel görünme" isteğinin çok küçük yaşlara indiğini belirtiyor. Collinson'a göre bu durum; kaygı, özgüven eksikliği ve yeme bozuklukları gibi daha geniş bir psikolojik tablonun bir parçası.
Bununla birlikte, cosmeticorexia’nın henüz tıbbi bir teşhis olarak kabul edilmediği vurgulanıyor. Sydney Üniversitesi’nden psikolog Jasmine Fardouly, yeni terimlerin bazen var olan hastalıklarla karıştırılabileceğini ve kafa karışıklığı yaratabileceğini belirtiyor. Fardouly, gençlerin çoğunun görünüşünden tam memnun olmadığını ancak bunun her zaman bir hastalık anlamına gelmediğini hatırlatıyor.
“Eski bir problemin güncel ismi”
Dermatolog Deshan Sebaratnam ise bu durumu “eski bir sorunun yeni adı” olarak görüyor. Ona göre bu tablo, genellikle takıntılı davranışlar veya beden algısı bozukluklarının bir devamı niteliğinde. Sebaratnam; dijital filtrelerin, yapay zekalı fotoğrafların ve kusursuzluk baskısının insanlarda gerçek dışı beklentiler yarattığını dile getiriyor.
Uzmanlar, bu durumun sadece bireysel bir seçim değil, daha büyük bir sistemin sonucu olduğunu savunuyor. Sosyal medya mecraları, içerik üreticileri ve reklamlar, gençlerin karşısına sürekli "düzeltilmesi gereken" bir beden imajı çıkarıyor. Bu durum, fiziksel kusurları sadece estetik bir sorun olmaktan çıkarıp ticari bir kazanç kapısına dönüştürüyor.
Araştırmalar, cosmeticorexia’nın ayrı bir hastalık olup olmadığını henüz kanıtlamadı. Fakat uzmanlara göre asıl tehlike, çocukların çok erken yaşlarda sadece dış görünüşleriyle değer gördükleri bir kültürün içine düşmesi. Bu durumun gelecekte ne gibi etkiler yaratacağı ise hâlâ inceleniyor.
Kaynak: Gazete Oksijen
Haber girişi: 27.04.2026 - 10:14