16.05.2026
weather
14°
Yeni Medya Haber Sağlık Tıp dünyasından çarpıcı uyarı: Her kadeh bir sigaraya bedel!

Tıp dünyasından çarpıcı uyarı: Her kadeh bir sigaraya bedel!

Yapılan bilimsel çalışmalar, alkol kullanımının bağışıklık sisteminden beyin fonksiyonlarına kadar vücudun pek çok noktasında ağır tahribatlara yol açabileceğini gözler önüne serdi. Uzmanlar, erken yaşlarda ya da yolun başındayken alkolü bırakmanın, oluşan hasarları yavaşlatabileceğini, durdurabileceğini hatta belirli oranda iyileştirebileceğini ifade ediyor

6 Dakika
OKUNMA SÜRESİ
Tıp dünyasından çarpıcı uyarı: Her kadeh bir sigaraya bedel!

Alkol, genellikle sosyal ilişkilerin vazgeçilmez bir parçası gibi algılansa da bilimsel çalışmalar bu durumun aksini gösteriyor. Bu alışkanlık, vücudun enfeksiyonlara karşı direncini zayıflatırken başta kanser olmak üzere pek çok kronik rahatsızlığın önünü açıyor.

CNN International'ın haberine göre; Denver’daki Ulusal Yahudi Sağlığı Merkezi’nde kardiyovasküler önleme ve sağlıklı yaşam direktörü olan Dr. Andrew Freeman, “Alkol doğası gereği toksiktir. Organizma öldürmek ve dezenfekte etmek için alkol kullanıyoruz. Bu nedenle asıl soru, herhangi bir miktarının güvenli olup olmadığıdır” dedi.

Son dönemde yapılan pek çok araştırma bu soruya olumsuz yanıt veriyor. Güncel veriler, alkol kullanımının doğrudan 62 farklı hastalığa zemin hazırladığını kanıtlıyor. Bu sorunlar arasında kalpte meydana gelen hasarlar, psikoz, gastrit, ülser, pankreas iltihabı, karaciğer yağlanması, fetal alkol sendromu ve siroz öne çıkıyor.

Toronto’daki Ruh Sağlığı Politikası Araştırma Enstitüsü’nde kıdemli bilim insanı olan Jürgen Rehm, “Bu hastalıklar yüzde 100 alkole bağlı. Yani alkol kullanımı olmasaydı bu hastalıklar da var olmayacaktı” şeklinde konuştu.

Rehm; alkolün ayrıca meme kanseri, diğer kanser türleri, kalp krizi, felç, şeker hastalığı ve demans gibi yaklaşık 30 farklı rahatsızlıkta da payı olduğunu belirterek, “Bu hastalıklar alkol olmasa da ortaya çıkabilirdi ancak vakaların belirli bir kısmından alkol sorumlu” ifadelerini kullandı.

Araştırma sonuçlarına göre, sadece tek bir kadeh bile bağışıklık sistemini olumsuz etkileyerek vücudun mikroplarla mücadele gücünü 20 dakika içinde azaltıyor. Uzun yıllar boyunca yoğun alkol almak ise savunma hücrelerinde kalıcı hasarlar bırakabiliyor.

Hekimlere göre en büyük risk kümesi, her gün yüksek oranda alkol alanlardan oluşuyor. Bilimsel çalışmalarda “ağır içici” tanımı, kadınlar için günde 40 gram, erkekler için ise 60 gramdan fazla saf alkol alımı olarak kabul ediliyor.

Bu tehlike sadece yüksek alkollü içeceklerle de sınırlı kalmıyor; şarap, bira, likör ve benzeri tüm fermente veya distile içecekler aynı riski taşıyor.

Peki bu durum ömür süresini nasıl etkiliyor?

Rehm, üzerinde çalıştıkları dijital bir projeden bahsederek, “Bu uygulama her içkinin yaşamdan kaç dakika ya da gün götürdüğünü gösteriyor. Aynı zamanda alkolü bıraktığınızda ne kadar yaşam süresi kazandığınızı da hesaplıyor” dedi.

Uzmanlar, tüm bu karamsar tabloya rağmen umut verici bir noktanın altını çiziyor: Alkole bağlı gelişen pek çok rahatsızlık, erken dönemde fark edilip alışkanlık terk edilirse yavaşlatılabiliyor, durdurulabiliyor hatta bazen eski haline döndürülebiliyor.

Bağışıklık sistemi ve enfeksiyon riski

Alkolün nezle, grip ve Covid-19 gibi bulaşıcı hastalıklara karşı vücut direncini kırdığı uzun zamandır bilinen bir gerçek. Alkol ile zatürre arasındaki bağ ilk kez 1785'te belirlenmiş olsa da konunun bağışıklık üzerindeki etkileri 1990'lı yıllardan sonra daha detaylı incelenmeye başlandı.

Bulgular, alkolün hem doğuştan gelen hem de sonradan edinilen bağışıklık mekanizmasını bozduğunu gösteriyor. Çok az tüketildiğinde bile beyaz kan hücrelerinin virüs, bakteri ve kanser hücreleriyle savaşma yetisi ciddi sekteye uğruyor.

Kısa sürede yoğun alkol tüketimi, savunma sistemini 24 saate kadar etkisiz hale getirebiliyor. Bu tür aşırı tüketim alışkanlığının sadece genç nüfusta değil, özellikle 30 yaş üstü kadınlar ile 65 yaş üzeri yetişkinlerde de arttığı gözlemleniyor.

Uzmanlar, kısa süreli olumsuz etkilerin alkol kesildikten sonra bir hafta içinde geçebileceğini belirtiyor. Ancak uzun vadeli yoğun tüketim, en önemli savunma mekanizması olan T hücrelerini ve doğal öldürücü hücreleri tamamen yok edebiliyor. Bu da tüberküloz ve zatürre gibi hastalıklara yakalanma riskini artırıyor.

Kanserle olan doğrudan ilişki

ABD eski Genel Cerrahı Dr. Vivek Murthy’ye göre alkol; sigara ve obezitenin ardından önlenebilir kanser nedenleri arasında üçüncü sırada geliyor. Murthy, yaptığı açıklamada alkollü içeceklerin üzerindeki uyarı yazılarının değiştirilmesi gerektiğini savundu.

Murthy, “Alkol, ABD’de her yıl yaklaşık 100 bin kanser vakası ve 20 bin kanser kaynaklı ölümden sorumlu, önlenebilir bir kanser nedenidir. Buna rağmen Amerikalıların büyük bölümü bu riskin farkında değil” dedi.

Sağlık otoritelerine göre tüm alkol çeşitleri hücre DNA'sına zarar vererek ve vücutta kronik iltihap yaratarak kansere yol açıyor. Kadınlarda en çok meme kanseri riski artarken, erkeklerde ise kalın bağırsak kanseri ön plana çıkıyor.

Harvard T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu doktora öğrencisi Sinclair Carr, alkolü bırakmanın kanserin ilerlemesini durdurabileceğini ancak bunun kesin bir garanti olmadığını söyledi.

Carr, “Kanser yıllar içinde gelişir. Bu nedenle alkolün neden olduğu bir kanser vücutta zaten başlamış olabilir. Ancak eğer henüz böyle bir kanser gelişmediyse ve kişi alkolü bırakırsa gelecekte oluşabilecek alkole bağlı kanser riskini ortadan kaldırabilir” şeklinde konuştu.

Alkolün vücutta yarattığı kanser riskinin tamamen temizlenmesi ise yaklaşık 30 yılı bulabiliyor. Rehm bu durumu sigaraya benzeterek, “Ağır içiciler için şöyle düşünülebilir: Bir içki, bir sigara gibidir. Oldukça sarsıcı değil mi?” ifadelerini kullandı.

Zihinsel fonksiyonlar ve beyin üzerindeki tahribat

Geçmişte alkolün beyin hücrelerini doğrudan öldürdüğüne inanılıyordu. Fakat yeni araştırmalar, alkolün hücreler arasındaki iletişimi kopardığını, hafıza ve karar alma merkezlerinde küçülmeye neden olduğunu kanıtladı. Geniş çaplı bir çalışma, haftada üç kadeh içki içenlerin demans riskinin, haftada bir içenlere oranla yüzde 15 daha fazla olduğunu gösterdi.

Buna karşın, zihinsel hasarların bir kısmından dönmek mümkün olabiliyor.

Carr, “Beyin dokusundaki küçülmenin alkol bırakıldıktan sonraki haftalar ve aylar içinde kısmen düzelebildiğine dair görüntüleme çalışmaları var. Dikkat, hafıza ve yürütücü işlevlerde de iyileşme görülebiliyor” bilgisini paylaştı. Ancak uzmanlar, uzun süreli ve aşırı alkol kullanımının bunama riskini kalıcı hale getirebileceğini hatırlatıyor.

Kalp ve damar sağlığına etkileri

Geçmiş yıllarda az miktarda alkol almanın kalbe iyi gelebileceğine dair iddialar ortaya atılmış olsa da tıp dünyası artık bu fikre şüpheyle yaklaşıyor. Düşük dozların bazen hafif bir olumlu etkisi olduğu düşünülse de miktar arttıkça tehlike çok daha hızlı büyüyor.

Carr, “Alkol miktarı arttıkça risk de yükseliyor. Özellikle aralıklı şekilde aşırı alkol tüketen kişilerde kalp üzerindeki koruyucu etkiler tamamen ortadan kalkıyor” dedi.

Yapılan çalışmalar, günde sadece bir kadehin bile büyük tansiyonu yükselttiğini ortaya koyuyor. Ayrıca yüksek tansiyon hastası olan kişilerin alkol alması karaciğer hasarı riskini iki katına çıkarırken; diyabet veya göbek bölgesinde yağlanma olanlarda bu risk üç kattan fazla artıyor.

Kardiyolog Freeman ise eldeki tüm verilerin alkolün yarardan ziyade zarar getirdiğini net bir şekilde gösterdiğini söylüyor. Freeman, “Profesyonel sağlık kuruluşlarının çoğu insanlara alkole başlamamalarını, tüketiyorlarsa mümkün olduğunca az içmelerini veya tamamen bırakmalarini öneriyor” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: Gazete Oksijen 
Haber girişi: 16.05.2026 - 13:00

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *
Orhan Kemal Roman Armağanı Sahibini Buldu: Büyük Ödül "Kırmızı Buğday"ın

Orhan Kemal Roman Armağanı Sahibini Buldu: Büyük Ödül "Kırmızı Buğday"ın