Dünya genelinde 48-52 yaş grubundaki kadınlar, menopoz sürecine adım atmalarıyla birlikte uyku düzensizlikleri, ani hararet basmaları ve kaygı gibi belirtilerle karşılaşıyorlar. Kadınların bu dönemdeki yaşam standartlarını iyileştirmek adına önemli projelere imza atan ve Avrupa’da bu alanın öncülerinden kabul edilen Prof. Dr. Santiago Palacios, 11 Mayıs’ta düzenlenen “Menopozda Hormon Dışı Tedavi: Veoza” etkinliği vesilesiyle ilk defa Türkiye’ye geldi. Yarım asırlık mesleki tecrübesi bulunan Palacios, İspanya’da bu alana özel ilk tıbbi birimi kuran isim olarak tanınıyor.
İspanya Menopoz Derneği’nin onur üyeleri arasında yer alan tecrübeli hekim, tıpta kişiye özel tedavi yöntemleri ve Fezolinetant gibi hormon barındırmayan yeni nesil çözümlerin geliştirilmesindeki katkılarıyla ön plana çıkıyor. Prof. Dr. Palacios ile menopoz süreci ve tıp dünyasındaki güncel tedavi yaklaşımları üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.
270'ten fazla farklı belirti
Ülkenizdeki ilk menopoz ünitesini nasıl kurdunuz, örnek aldığınız bir ülke var mıydı?
Kariyerimin başında kıymet verdiğim bir meslektaşım, hormonların kemik yapısı ve osteoporoz üzerindeki güçlü etkilerine dair verileri takip etmem gerektiğini söylediğinde ufkum açıldı. Onun desteğiyle burs alarak Glasgow’da bulunan Avrupa’nın ilk menopoz ünitesine gittim. Orada bu dönemin sadece yorgunluk ya da sıcak basması gibi basit şikayetlerden ibaret olmadığını anladım. Östrojenin sadece belirli organlarda değil; beyinden kemiğe, ciltten damarlara kadar vücudun her noktasında etkili olduğunu keşfettik. Bu da menopozun vücudun her yerinde farklı tepkimelere yol açabileceğini kanıtladı. Bugün menopozla ilişkilendirilen; uyku problemleri, anksiyete ve halsizlik gibi 270'ten fazla belirti tanımlanmış durumda. Yani bu dönemin asıl önemi, beraberinde getirdiği bu 270 farklı semptomda saklı.
Alzheimer ve osteoropoz riskiyle ilgili araştırmalar da bunlardan bazıları değil mi?
Evet, kesinlikle. Menopozun etkilerini üç ana evreye ayırıyoruz. İlk 10 yılda daha çok ateş basması ve uyku düzensizlikleri görülür. Beşinci yıldan itibaren idrar kaçırma gibi problemler baş gösterir. 10. yıl ve sonrasında ise kemik erimesi, zihinsel gerileme ve kalp-damar sorunları artışa geçer. Bunların tamamı vücuttaki östradiol seviyesinin keskin bir şekilde düşmesiyle bağlantılıdır.
Tıbbın geleceği kişiye özel yöntemlerde
Siz kliniğinizde nasıl bir tedavi uyguluyorsunuz?
Günümüzde artık hücre odaklı hormon tedavilerinin yanı sıra, en az onlar kadar etkili olan hormon dışı seçeneklere de sahibiz. Her iki yöntem de yaşam kalitesini artırma noktasında oldukça başarılı. Biz hastalarımıza bu iki yolu da sunuyoruz; tercih tamamen onlara ait. Buradaki en kritik nokta tedavinin kişiye özel planlanmasıdır. Mesela, hormon tedavisi alırken göğüs ağrısı yaşayan bir kadın, bu yan etki nedeniyle tedaviyi bırakmak isteyebilir. Bu durumda, aynı ağrıyı tetiklemeyen Fezolinetant gibi yenilikçi çözümlere yönelmek gerekir. Üç yıl önce FDA onayı alan bu içerik, geleneksel yöntemlerden farklı bir çalışma prensibine sahip olduğu için bir dönüm noktasıdır. Şu an dünya çapında 270 bine yakın kadın bu yöntemi kullanıyor.
Peki sonraki adım ne, bu alanda nasıl yenilikler bekleniyor?
Tıp dünyası tamamen kişiselleştirilmiş bir yapıya bürünecek. Bir yandan hastanın tercihlerini diğer yandan genetik kodlarını analiz edeceğiz. Yaşam alışkanlıklarını da hesaba katarak çok yönlü bir yaklaşım sergileyeceğiz. Örneğin İspanya’da jinekologlar artık obezite tedavileriyle de yakından ilgileniyor. Menopoza giren bir hastada obezite veya tansiyon varsa nasıl bir yol izleyeceğimizi netleştireceğiz. Kısacası sadece sıcak basmasına değil, menopozun etkilediği tüm branşların ortak çalışmasına odaklanacağız.
Deneyimlerinize göre, bunca yıldır kadınların menopoz ve bu dönem hakkında sahip olduğu en yaygın yanlış fikirler neydi?
Korku ve bu sürecin tamamen "doğal" olduğu için müdahale gerektirmediği inancı... Bazı hastalar "Annem hiçbir şey kullanmadan bu dönemi atlattı, ben neden tedavi olayım?" diye soruyor. Evet, menopoz doğal bir süreçtir; ancak her doğal durum sancısız değildir. Önemli olan eldeki tıbbi imkanları kullanarak hayat kalitesini yükseltmektir. Mevcut seçeneklerden faydalanmamak ciddi bir kayıptır.
Kaynak: Gazete Oksijen
Haber girişi: 14.05.2026 - 15:49