Elanur Buğçe Oral, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada son araştırmaların ilişkilerin büyük krizlerden çok, küçük duygusal kopuşlarla yıprandığını gösterdiğini söyledi. Oral, “Bu küçük kopuşlar zamanla birikip kökleştiğinde, ilişkilerin kıyametini hazırlayan ‘Mahşerin Dört Atlısı’ sahneye çıkıyor: Eleştiri, aşağılama, savunma ve en sessizi olan duvar örme” dedi.
Erkekleri yalnızlığa sürükleyen en önemli nedenlerden birinin “duvar örme” davranışı olduğunu belirten Oral, “Erkeği o derin yalnızlık sarmalına hapseden ise genellikle bu son atlı, yani ‘duvar örme’ oluyor. Erkek, duygusal bir fırtına anında ne yapacağını bilemediğinde, kendini korumak adına etrafına görünmez bir zırh örüyor; dış dünyaya kapanıyor. Ancak bu zırh, zamanla partneriyle arasına aşılmaz bir duvar çekmesine ve kendi kalabalık evinde yapayalnız kalmasına yol açıyor. İçindeki fırtınayı dışarıya yansıtamayan erkek, ördüğü duvarın arkasında sessizce yalnızlaşıyor” ifadelerini kullandı.
“KALABALIKLARIN İÇİNDE YALNIZLAŞIYORLAR”
Erkeklerin duygusal çatışma anlarında fizyolojik olarak daha hızlı stres durumuna geçtiğini söyleyen Oral, “Kalp atışı hızlanır, stres hormonları tavan yapar. Erkek, bu yoğun duygusal dalgalanmayla baş edemediği için kendini korumak adına görünmez bir duvar örer. Bu duvar, anlık bir savunma mekanizması gibi görünse de zamanla kronik bir alışkanlığa dönüşür” dedi.
Partnerler arasında gün içinde yaşanan küçük iletişim anlarının önemine dikkat çeken Oral, “Partnerler gün içinde birbirlerine günaydın demekten, bir haberi paylaşmaya ya da bir iç çekmeye kadar yüzlerce küçük duygusal yakınlık teklifinde bulunur. Başarılı ilişkilerde partnerler bu tekliflere karşılık verir. Erkek yalnızlığının temelleri, bu küçük anların ıskalanmasıyla atılır” diye konuştu.
Toplumsal baskılar nedeniyle erkeklerin duygularını bastırmaya yöneldiğini belirten Oral, “Toplumsal olarak duygularını bastırmaya, zayıflık göstermemeye koşullandırılmış erkekler, partnerlerinin yakınlık tekliflerini fark etmekte ve kendi tekliflerini sunmakta zorlanır. ‘Ben iyiyim, bir şeyim yok’ cümlesiyle geçiştirilen her an, erkeği kendi duygusal adasında biraz daha yalnızlaştırır” ifadelerini kullandı.
“DUYGULARINI PAYLAŞACAK GÜVENLİ ALAN BULAMIYORLAR”
Erkeklerin kırılgan yönlerini paylaşabilecekleri güvenli alanlar bulmakta zorlandığını söyleyen Oral, “Toplumun erkeğe biçtiği ‘her şeyi çözen aktör’ rolü, onun ‘bilmiyorum, korkuyorum, yorgunum’ demesine izin vermez. Erkek kendi sevgi haritasını partnerine açmadığında, ilişkide gerçek bir samimiyet kurulamaz. Gerçek samimiyetin olmadığı yerde ise yalnızlık kaçınılmazdır” dedi.
Oral, erkek yalnızlığını azaltmak için iletişim kurmanın önemine dikkat çekerek şu önerilerde bulundu: “Tartışma anlarında duvar örmek yerine, ‘Şu an çok doluyum, 20 dakika ara verelim sonra konuşalım’ diyebilmek. Gün içindeki o ufak bağlantı tekliflerine karşılık vermek. Erkeklerin kendi iç dünyalarını, korkularını partnerlerine açması, yalnızlık sarmalından çıkışın en güçlü anahtarıdır.”
Kaynak: Cumhuriyet
Haber girişi: 24.05.2026 - 20:26